Alternatif Kanser Tedavisi, Kanser Tedavisi, Kanser
Alternatif Tamamlayıcı Tedavi Nedir?

Bu başlık altında incelenebilecek binlerce farklı yöntem ve uygulamaya rastlanabilmektedir. “Alternatif Tedaviler” genel kabul gören, kaliteli ve yeterli sayıda hasta içeren bilimsel çalışmalarla yararları kesin olarak ispatlanmamış, tedaviler olarak tanımlanmaktadır.

Çoğunlukla yöresel farklılıklar gösterirler. Örneğin Asya’da akupunktur çok yaygın bir geleneksel yöntemdir. Kullanılan bitkiler de Dünya’nın çeşitli yerlerinde yöresel farklılıklar göstermektedir.

Türkiye'de Uygulanan Alternatif Kanser Tedavileri
Ülkemizde henüz bir kanser tedavi merkezi bulunmamaktadır, ancak üniversitelerimizin hemen hepsinde onkoloji birimleri bulunmaktadır. Bir çok gelişmiş ülkede kurulan kanser tedavi merkezlerinde, destekleyici ve tamamlayıcı kanser tedavi yöntemlerinin uygulandığı şaibeler arasında yer almaktadır.

Alternatif Kanser Tedavilerine yönelik, Türkiyede daha çok bitkisel tedaviler başı çekmektedir. İlk çalışma Op. Dr. İlhami Güneral tarafından geliştirilen kanser hücrelerini boyamaya yönelik Dmso çalışmasıdır. Op. Dr. İlhami GÜNERAL'in vefaatindan sonra bu çalışmayı asistanı Eczacı A. Münci Atılgan sürdürmektedir. Hemen sonrasında Bitki bilimci (herbalist), Adnan AKAR'ın geliştiriği Xp Tonik Sls adı verilen çalışma, özellikle Beyin Tümörü, Mesane kanseri, Karaciğer Kanseri, Guatr Kanseri ve Mide Kanserlerinde olumlu sonuçlar aldığı gözlemlanmiştir. Xp Tonik Sls ve DMSO bir araya getirilerek, yeni modeller geliştirilmektedir.

Alternatif Tamamlayıcı Tedaviler Sık mı Kullanılıyor?
Son yıllarda çeşitli alternatif tamamlayıcı tedaviler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalarda hastaların yaklaşık yarısının bu yöntemlere başvurduğunu göstermektedir.

Alternatif ve Tamamlayıcı Tedavi Farklı Şeyler midir?
Bazıları zihinsel gevşeme, meditasyon, yoga, egzersiz, masaj, aromaterapi vb. yöntemlerle klasik kanser tedavisine yardımcı olunabileceğini düşünerek bu tür yaklaşımları “tamamlayıcı” olarak tanımlamışlardır. Yine genelde “alternatif tedaviler” tanımına giren akupunktur ve herbal, (bitkisel) tedavilerin bazen esas tedaviye yardımcı olabileceği; örneğin ağrı ve bulantıyı azaltabileceği öne sürülerek bunların da tamamlayıcı olarak tanımlanmasını uygun görenler vardır. Dünyada genellikle iki terim bir arada “complementary alternative medicine”(CAM) olarak kullanılmaktadır.

Özet olarak bu terim klasik bilimsel yollarla yararı kesin olarak ispatlanamamış, ancak bazı yönleri ile klasik tedavilere yardımcı olabileceği öne sürülen uygulamaları kapsar.

Bu yöntemlerin bazılarının çeşitli olumlu etkileri gösterilmiştir. Ancak çeşitli tehlikeleri de olabilir. Dolayısıyla uzmanlar gözetiminde uygulanmalıdır. Bunları ülkemizde ulaşılabilen yöntemlerle ilgili başlık altında görebilirsiniz

Alternatif Tamamlayıcı Tedavilere Başvurmalı mıyım?
Unutulmaması gereken öncelikli tedavinin klasik bilimsel tedavi olmasıdır. Hastalığınızın tedavisi için kullanılan kemoterapi, radyoterapi, cerrahi tedavi gibi tedaviler uzun sürelerde ve binlerce hastada yapılan, üst düzeyde kaliteli çalışmalar sonrasında elde edilen bilimsel veriler ışığında en uygun tedavilerdir. Klasik yöntemlerin fayda ve riskleri bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Oysa alternatif tedavilerde durum her ne kadar böyle olmasa da özellikle Xp Tonik Sls uygulamasında tamamen iyileşmiş hastalara rastlamak mümkündür.

Eğer herhangi bir alternatif tedaviyi kullanma arzusunda iseniz bunu önce doktorunuzla tartışmalısınız. Doktorunuzdan habersiz çeşitli ilaç yada bitkiler almamalısınız. Bazı ilaçlar ve bitkiler tedavinizle etkileşebilir. Örneğin; birçoğunun sormaya bile gerek görmediği, ve çok sık tüketilen greyfurt suyu birçok kanser ilacı ile etkileşmektedir.

Hangi yöntemi uygulamak isterseniz isteyin, bunu tedavinizi yürüten hekimle tartışmalısınız.

Bitkisel ürünleri kullanabilir miyim? Türkiye’deki ürün profili nedir?
Son yıllarda bitkisel destek ürünleri adı altında ithal edilen birçok ürün eczanelerde satılmaktadır. Bu ürünlerle ilgili bilimsel veriler aşağıda tartışılacaktır. Ancak bu ürünlerin “ilaç” kapsamında olmadıkları, dolayısı ile ilaçların tabi olduğu kontrollere tabi olmadığı unutulmamalıdır. Bu ürünlerin içerikleri ilaçlardaki gibi sıkı denetimlere tabi değildir. Yurtdışındaki bazı çalışmalarda az miktarda da olsa, bitkisel ürünler içine karışmış toksik maddeler olabileceği gösterilmiştir. Sonuç olarak bu ürünlerin saflığı ve güvenilirliği kuşkulu olabilir.

Aktarlardan elde edilen bitkisel ürünlerin doğrudan, doğadan toplanmış ve işlenmemiş olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile bunlarin “steril” olmaması söz konusudur, ve özellikle mantar sporları, çeşitli bakteriler içerebilirler. Kemoterapi altında enfeksiyon riski olan hastalar bu tür ürünleri tükettiklerinde temizlik kurallarına çok dikkat etmelidirler. Çiğ tüketilen bitkiler mutlaka çok iyi yıkanmalıdır.


Kanser hastaları nelere dikkat etmeli?
Antioksidanlar ve Vitaminler

Birçok maddenin antioksidan özelliği olabilmektedir. Özellikle bu maddelerin kanseri önlediği, yaşlanmayı geciktirdiği öne sürülmekte, medya etkisi ile de bu ürünler çok popüler olmaktadır. Piyasadan çok çeşitli antioksidan özelliği olan maddeler tek olarak veya hazır karışımlar halinde satılmaktadır. Bazı durumlarda zararlı olabileceğinden şunlara dikkat edilmelidir.

*Beta Karoten:
Çok popüler olan bu madde özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırmaktadır! Sigara içenler kesinlikle B-karoten almamalıdır. Sigarayı bırakmak daha doğrudur!

*Tüm anti-oksidanlar potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisini azaltabilir. Tedavi altında antioksidan alınmamalıdır.

*Antioksidan kullanan 200 000 den fazla hastanın katıldığı bir analizde Vitamin A, E ve Beta-karoten kullananlarda ölüm riskinin daha çok olduğu gösterilmiştir. Vitamin C ve selenyum için durum belirsizdir. Doktor tavsiyesi ile gerekli bazı çok özel durumlar dışında vitamin A ve E kullanılmamalıdır.

Sonuç olarak anti oksidan özellikli maddelerin yarardan çok zararlı olabileceğine dair deliller vardır ve bu maddelerden uzak durulmalıdır.

Vitamin takviyesine ihtiyacınız olup olmadığını doktorunuza danışınız!

Minareller
Bunların birçoğu Kalsiyum, magnezyum, potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları da içermektedir. Kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği olan hastalarda sakıncalı olabilir.

Mineral karışımlarına ihtiyacınız olup olmadığını doktorunuza danışınız.

Isırgan : (Urtica dioica, Netle)
Ülkemizde en çok kullanılan bitkisel üründür. Son yıllarda tabletleri de ithal edilmektedir. Kökü ve yaprakları çok çeşitli şekillerde kullanılmaktadır.

Kanser tedavisinde etkinliği bilinmemektedir.

Bazı deneysel çalışmalarda ve hayvan çalışmalarında bağışıklık sistemi üzerinde bazı etkileri öne sürülmüş ise de bunun insanlardaki kanser tedavisine etkisi bilinmemektedir.

Kısıtlı sayıda hastalarda yapılan gözlemlerde kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerinde olumsuz etkileri olabileceği görülmüştür.

Bazı alerji yaratan ve toksik proteinler içerebilir. Karın ağrısı, ishal, ateş yapabilmektedir. Bu durumda bulgular kemoterapi yan etkileri ile karışabilmektedir. Kemoterapiyi ve radyoterapiyi nasıl etkilediği bilinmemektedir.

Eğer ısırgan otu kullanacaksanız bunu mümkünse diğer tedavileriniz tamamlandıktan sonra ve doktorunuzla konuşarak yapınız.


Sarımsak (Allium sativum Garlic)
Daha çok tansiyonu ve lipidleri düzelttiğine inanılarak tüketilmektedir. Kanser tedavisinde veya önlenmesinde yararı bilinmemektedir. Tablet şeklinde de alınabilmektedir. Yemeklere katılan miktarlarda tüketmek zararsızdır ancak bazen aşırı miktarlarda tüketildiğinde veya yoğunlaştırılmış tabletler şeklinde alınca kanama problemine yol açabilir.

Bazı antiviral ilaçların etkinliğini azaltmaktadır.

Kumadin adlı ilacı kullanıyorsanız veya kemoterapi-radyoterapi alıyorsanız aşırı sarımsak tüketmemelisiniz yada sarımsak hapları almamalısınız. Kemoterapinin etkinliği azalabilir!(özellikle dacarbazinle birlikte kaçınılmalıdır)

Ginkgo Biloba (Japon eriği)
Çin Tıbbı ürünü, dünyada yaygın olarak kullanılan bu ürünün antiemetik, antioksidan, dolaşım düzenleyici etkileri mevcuttur. Bu ürün bazı Avrupa ülkelerinde Demans, damar tıkanıklığına bağlı bacak krampları, hafıza sorunları ve kulak çınlamasının tedavisinde onaylanmış ve reçete edilebilmektedir. Kanser tedavisindeki etkisi belirsizdir.

Bu ürünle ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli nokta içerdiği bileşiklerden Ginkolide-B nin güçlü bir PAF antagonisti(karşıtı) oluşudur (Kanı pıhtılaşmasını sağlayan platelet-trombositlerin aktivitesini sağlayan faktörleri engellemektedir). Bunun sonucu kanamaya eğilim artmaktadır. Özellikle kanı sulandıran ilaçlar kullananlarda (Kumadin-Heparin) ölümcül kanamalar bildirilmiştir.

Üründe mevcut olan antioksidan özellikler kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabilir.

Bu ürün ayrıca karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek kanser ilaçlarının etkinliğinde azalma ya da yan etkilerinde artmaya yol açabilme potansiyeline sahiptir.(iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan siklofosfamide, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin, platinler ve antitümör-antibiotik(adriamicin-epirub) alanlar özellikle uzak durmalıdır)

Sonuç olarak kemoterapi ve radyoterapi sırasında Ginkgo kullanmamalı, daha sonra kullanıp kullanmamayı doktorunuzla tartışmalısınız.

Echinacea (Koni çiçeği, kirpi otu)
Dünyada çok yaygın tüketilmektedir. Ülkemizde de birçok beslenme-destek ürünü adı altında ithal edilen içeriğinde vardır. Bağışıklığı güçlendirerek soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıklara iyi geldiği öne sürüldü ise de bilimsel veriler kısıtlıdır. Kanser tedavisinde yeri yoktur.

Bu ürün de karaciğerde yıkılan bazı ilaçların etkinliğini azaltabilme riski taşımaktadır. Kemoterapi ile birlikte alınması önerilmez.(iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan siklofosfamide, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanlar özellikle uzak durmalıdır)

Soya Ürünleri (Glycine max)
Soya, içerdiği Isoflavonların östrojenik hormonal etki sebebi ile daha çok menopoz semptomları için kullanılmaktadır. Ancak aynı özellik meme kanseri ve rahim kanseri olan hastalarda zararlı olabilir. Yine soyada bulunan genistein adlı bir madde tamoksifenin etkinliğini azaltmaktadır. Tamoksifen kullanan meme kanserli hastalar soya ürünlerinden uzak durmalıdır.

Soya ürünleri farmakolojik dozlarda bazı ilaçların emilim ve dağılımını etkileyebilir.

Yeşil Çay
Çay olarak normal miktarlarda tüketildiğinde zararsızdır. Uzun dönem yeşil çay tüketenlerde kalp hastalıklarında ve çeşitli kanser türlerinde azalma bildiren yayınlar varsa da kanserin tedavisinde etkili değildir. Tablet halinde yüksek dozlarda alınması durumunda mide rahatsızlıklarına, ishale ve kramplara yol açabilmektedir.

Ginseng (Panax ginseng)
Birçok türü vardır. En yaygın kullanılanı Asya kökenlidir. Sedatif, afrodiziyak, antidepressan ve idrar söktürücü etkileri vardır. Bazı geri dönük çalışmalarda kanser gelişme riskini azaltabileceğine dair kısıtlı veriler mevcuttur.

Bazı ginseng preparatlarında östrojenik maddeler olduğu için meme ve rahim kanserli hastalar bu preparatları kullanmamalıdırlar.

Ginseng bazı ilaçların kan düzeyini azaltabilmekte bazılarını arttırabilmektedir. (iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan siklofosfamide, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanlar dikkatli olmalıdır)

Kanseri tedavi etmede etkisi bilinmemektedir.

Saw Palmetto ( cüce palmiye, serenoa repens )
Bir kuzey Amerika palmiyesidir. Daha çok prostat büyümesi için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde etkisi yoktur.

İçerdiği hormonal maddeler sebebi ile meme, rahim kanserli hastalarca tüketilmemesi gerekir. Tedavi için hormonal preparatlar alan meme kanserli hastalar da bu üründen uzak durmalıdır. Tedavi etkileşimi olabilir.

St Johns Wort (Hipericum perforatum, binbirdelik otu)
Klasik Yunan tıbbı ve Hipokrat dönemine kadar dayanan tarihi bir bitkidir. Avrupa, kuzey Amerika ve Asyada yaygındır.

St John Wort solüsyonu minör ve orta dereceli depresyon tedavisinde kullanılan klasik ilaçlar kadar etkili bir üründür ve bazı Avrupa ülkelerinde reçete edilebilmektedir.

Kanser tedavisinde etkisi bilinmemektedir. Ancak bazı ilaç etkileşimleri sebebi ile kanser hastalarında riskler oluşturabilir. Örneğin irinotekan adlı kanser ilacının kan seviyelerini ve etkisini azaltmaktadır. Bunun dışında birçok ilacın etkisini azaltma yada arttırma yönünde tesirleri vardır.

Kemoterapi alan hastalar bu ürünü kesinlikle kullanmamalıdır.

Black Cohosh (ACTEA RACEMOSA )(siyah turp kökü, siyah yılan kökü)
Daha çok menapozal şikayetler için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Önemli bir yan etkisi gösterilmemiştir.

Milk Thistle (Deve dikeni, Silybum marianum)
Dünyada çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Daha çok karaciğer koruyucu bir ürün olarak bilinir ve karaciğer yağlanması, siroz gibi rahatsızlıkları olan hastalarca tüketilir. Ancak yapılan çalışmalarda olumlu etkileri kesin kanıtlanmış değildir. Aynı çalışmalarda zararı da gösterilmemiştir. Kanser tedavisinde etkili değildir. Kanser ilaçları ile etkileşmediği için nispeten güvenlidir.

Cranberry (Vaccinum mytillus, Vaccinum macrocarpon). (Yaban mersini, ayı üzümü)
Daha çok idrar yolları enfeksiyonları için kullanılır.İlaçlarla etkisi bildirilmemiştir. Kanser tedavisinde etkisi yoktur.

Valerian (Valleriana officinalis,kedi otu)
Uyku düzensizlikleri çin kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Bazı enzimleri etkileyebilir ama kemoterapi ile ilişkisi kesin bilinmemektedir. Ancak tamoksifen kullananlar ve siklofosfamide, etoposide, teniposide alanlar kullanmamalıdır.

Evening Primrose (Oenothera biennis (Ezan çiçeği/ gece mumu yağı)
Daha çok menapozal semptomlar , ağrı , nöropati için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Serum proteinlerine bağlandığı için ilaç etkinliğini değiştirebilir bu yüzden kemoterapi ile birlikte kullanılması önerilmez

Kava ( Piper methysticum. Kaya Koruğu)
Sakinleştirici olarak yaygın kullanımı olmakla birlikte ölümcül karaciğer toksisiteleri bildirilmiştir. Bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azaltır. Kemoterapi ile alınmamalıdır.(özellikle karaciğer toksisitesini arttırabilir) Karaciğer sorunu olanlar kullanmamalıdır.

Bilberry Vaccinium myrtillus (yaban mersini)
İshal diabet, dizanteri gibi hastalıklarda popülerdir. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Kanama problemi olanlar, trombosit sayısı düşük olanlar yada düşmesi olası olanlar(kemoterapi-radyoterapi alanlar), kumadin kullananlar bu ürünü kullanmamalıdır.


Siyah Üzüm Çekirdeği (vitis vinifera)
Yüksek dozlarda alınması durumunda bazı ilaçlarla etkileşebilir. .(iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan siklofosfamide, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin, platinleri kullananlar dikkatli olmalıdır)

Shark Cartilage (Köpekbalığı kıkırdağı) ve COW Cartilage(sığır kıkırdağı)
Köpek balıkları neden kanser olmaz? sloganı ile kanser hastaları için de pazarlanmaktadır. Oysa bu slogan dahi gerçek değildir-köpek balıklarında da kanser tariflenmiştir. Kıkırdak içinde damar yapımını engelleyen maddeler tesbit edildi ise de bunların kanser tedavisindeki rolü belirsizdir. Köpekbalığı kıkırdağından elde edilen antianjiogenik bir madde olan neovastat halen deneysel olarak kullanılmaktadır ancak gözle görülür başarılı bir sonucu henüz yoktur.

Bilimsel çalışmalarda köpek balığı kıkırdağının kanseri tedavi edici etkisi gösterilememiştir. Kalsiyum yüksekliğine yol açabilir. Özellikle kemik metastazı olan hastalar ya da vit-D kalsiyum kullanan hastalarda sakıncalı olabilir. Bulantı, kusma, mide rahatsızlığı, hipotansiyona yol açabilir. Alerjik özellikleri olabilir.

Coenzim-Q
İnsan vücudunda doğal olarak bulunan bir antioksidandır. Daha çok kalp koruyucu olarak önerilmektedir. Bazı kemoterapi ilaçlarına bağlı gelişen kalp hasarını azaltabildiğine dair kısıtlı yayınlar mevcuttur. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Bulantı ve mide iritasyonu dışında belirgin yan etkisi yoktur. Kumadinin etkisini azaltabilir. Kemoteropatiklerle etkileşimi bilinmemektedir.

PC-Spes
8 farklı bitkinin karışımıdır: Çin takke kökü (Scutellaria baicalensis), krizantem (Dendranthema morifolium), ölümsüzlük mantarı (Ganoderma lucidum), da qing ye (Isatis indigotica), dong ling cao (Rabdosia rubescens), cüce palmiye (Serenoa repens)), meyan kökü (Glycyrrhiza glabra, Glycyrrhiza uralensis), san qi (Panax pseudoginseng),

Prostat kanseri tedavisinde popüler olmuş PSA düzeylerini düşürdüğü gösterilmiştir. Ancak içeriğinde östrojen ve diğer bazı maddelerle kontamine olduğu saptanmıştır. Bazen tümör ilerlerken bile PSA düşmesine yol açabilmektedir. Kontaminasyon saptandıktan sonra piyasadan çekilmiştir.

Jinekomasti, libido azalması, mide rahatsızlıkları, kramplar, damar pıhtılaşması, ishal, kalp problemleri, sıcak basmasına yol açabilir.

PC-SPES herhangi bir amaçla kullanılmamalıdır.

Zakkum (Nerium oleander)
Bu ürün ülkemizde popülerdir. Bazı basın ve yayın organlarında bu ürünün Amerika’da kabul görüp patent aldığı, başarılı olduğuna dair yayınlar sıkça tekrarlanmaktır.

Ancak Anvirzel adı ile patent alan ama ruhsat alamayan bu ilaç ile Amerika Cleveland’da insanlarda yapılan ve yayınlanan tek Faz 1 çalışmada ilacı kullanan 18 hastadan hiçbirinde yanıt görülmemiştir. Hayvan ve hücre deneylerinde bazı anti-kanserojen etkileri gösterildiği için çalışmalara adaydır ama mevcut hali ile kanser tedavisinde kullanılmamalıdır.

Acupunctur
Doğrudan kanser tedavisinde yeri yoktur. Bazı çalışmalarda kanser tedavisine bağlı bulantı kusmayı azalttığı gösterilmiştir. Kanser ilişkili ağrıda yardımcı olabileceğine dair yayınlar mevcuttur. Sırt, bel ve diş ağrıları için yararlı olabilir. Uygun ve steril şartlarda, eğitimli kişilerce yapılırsa zararsızdır. Ancak vücuda bir iğne girmesi söz konusu olduğu için kan ve pıhtılaşma hücreleri düşük iken yapılmamalıdır. Akupunktur uygulatacaksanız doktorunuza uygun zamanı danışınız.

Alternatif Kanser Tedavisinde Aromaterapi ve Masaj
Genellikle belli bitkisel yağları doğrudan koklamak yada masaj ile vücuda sürmek şeklinde uygulanmakta, kanser tedavisinden çok rahatlama, gevşeme, hayat kalitesini arttırmaya yönelik sonuçlar alınmaktadır. Bazı çalışmalarda hastaların kendilerini daha iyi hissettikleri gösterilmiştir. Cilt alerjisi dışında önemli yan etkisi yoktur. Masaj; kemik metastazı olan hastalarda dikkatli yapılmalıdır. Kanseri doğrudan tedavi etmesi beklenmemelidir.

Diğer Yöntemler (Yoga, meditasyon, müzik tedavisi, masaj, egzersiz vb.)
Nerede ise sayılamayacak kadar çok yöntemin kanseri iyileştirdiği öne sürülmüştür. Bu metotların bazı durumlarda stresi azaltarak, hastalarda rahatlamaya yol açtığı bilinmektedir.(Örneğin masaj). Ancak bu metotlar doğrudan kanseri tedavi edemez. Klasik tedavi yanı sıra destek amaçlı kullanılabilir. Hangilerinin uygun olduğunu doktorunuza danışınız (Örneğin; kemik metastazı yaygın olanlarda masaj uygun olmayabilir. Yine egzersiz her hastada farklı dozlarda uygulanmalıdır)

 
Kanser Nedir?
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler. Kas ve sinir hücreleri hariç, sağlıklı vücut hücreleri bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini  kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir. Buna karşın kanser hücreleri, bu  bilinci kaybeder,  kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir. Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
 
Cerrahi Tedavi
Kanserli hücrelerin kesilerek alınması. Cerrahi kanser tedavisi bir çok kanser türlerinde uygulanan ançak her kanser türünde kesin sonuç alınan bir tedavi yöntemi olmadığı araştırmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, kanserin her türlüsünde kullanılabilinen bir tedavi yöntemi değildir. Kanserin türüne, evresine, hastanın yapısına, yaşına ve bünyesi gibi bir çok etmenler göz önünde bulundurulur.
 
Kemoterapi
İlaçla tedavi anlamına gelen kemoterapi kelimesi tıbbi onkoloji alanında, kansere karşı geliştirilen ilaçları kullanarak yapılan tedavi yöntemini tanımlar. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara “antikanser” ilaçlar da denir. Kemoterapi ilaçlarının uygulama şekli ve amacı hastada mevcut hastalığın durumuna ve tedavinin hedefine göre değişik isimler alır. Bu tanımlamalardan;
Ajuvant tedavi Neoadjuvant kemoterapi Palyatif tedavi / kemoterapi gibi tanımları sıralayabiliriz.
Damardan uygulamaların yanında ağız yoluyla tablet şeklinde uygulanan kemoterapi ilaçları da vardır. Kemoterapi seansları genellikle sürekli olmaz. Bunun sebebi; kemoterapi ilaçlarının kanserli hücreler kadar sağlıklı hücreleri de etkilemesidir. Kemoterapi uygulamaları arasındaki süreler sağlıklı hücrelerin kendini yenilemesini sağlar. Günümüzde doksandan fazla kemoterapi ilacı farklı kanser türlerinin tedavisinde kullanılır. Kemoterapi ilaçları kanserli hücrelerin yanı sıra vücuttaki normal hücreleri de etkileyebilir ve kimi zaman istenmeyen yan etkilere de yol açabilir.
Halsizlik-bitkinlik:

En sık karşılaşılan yen etkidir. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir. Düzenli karaciğer hedefli Xp Tonik Sls uygulaması, halsizliği azalttığı ve hastaların kendini daha iyi hissettiği yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir.
 
Radyoterapi
Tümörlere tedavi amacıyla yüksek enerjili radyasyon ışını uygulanması olan radyoterapi kanser tedavisinde kullanılan en etkin tedavilerden biri olarak kabul ediliyor. Yalnızca kanserli tümörlere değil bazen kanser olmayan iyi huylu tümörlere de uygulanabiliyor. Kanserli hücrelerin büyümesini, üremesini engelleyerek ve normal dokulara yayılmasını önlüyor. Radyoterapi bazen kemoterapi ile birlikte, bazı hastalarda cerrahi müdahale öncesi tümörü küçültmek amacıyla, bazı hastalarda ise cerrahiden sonra kalan kanser hücrelerini yok etmek için kullanılıyor. Radyoterapinin yan etkileri uygulandığı organ ve dokulara göre değişiyor. Bununla birlikte en sık iştahsızlık, bulantı yan etkileri görülüyor. Radyoterapi sırasında görülen yan etkilerin çoğu tedavi bitiminden kısa bir süre sonra tamamen kayboluyor ya da çok azalıyor. Başa ya da omuz bölgesine radyasyon uygulanmadıkça saç kaybı görülmüyor.
Herkese Acil Şifalar Dileriz
Bitkisel Kanser Tedavisi Sitesini de ziyaret Edebilirsiniz
Alternatif Kanser Tedavileri ile ilgili Çeşitli Arama Motorlarından Daha Fazla Sonuçlar
AltaVista - A9 - AOL - Ask - Clusty - Dmoz - Gigablast - Google - Lycos - MSN - Yahoo - Live